Son Zamanlarda Hayat
- 3 gün önce
- 2 dakikada okunur
Ramazan ayındayız. Misler gibi oruç tutuyorum. Evimde, Ramazan'ın da verdiği içe dönüklükle geçiyor günler. Ramazan ayını ve oruç tutmayı çok sevsem de, bazı rutinlerimi de özlemedim değil. Mesela boş günümde, kendimi ait hissettiğim bir kafede oturup kahve içerken bir şeyler okumak veya yazmak. E madem ben kafeye gidemiyorum, kafeyi evime getireyim dedim ve el ayak çekildikten sonra kendime blogçuluk ortamı hazırladım. Haydi biraz ordan burdan sohbet edeyim.
Bugün bitirdiğim kitaptan başlayayım. Sessiz Hasta. Anlatım dili fazla düz ve sade. Öyle ki, yazarın aralara serpiştirdiği sağlam metaforlar bile bence ,kitabın dili çok iyiydi, dedirtmeye yetmemiş. Daha çok, ekrandan sağlam bir gerilim filmi izlemek gibi hissettiriyor kitabı okumak. Ama konusu ve kurgusuna bayıldım. Sürükleyici, bir çırpıda bitecek, sonunda ağzınızın yere yapışacağı bu kitap sizi çok memnun eder. Övünmek gibi olmasın ama genelde filmin sonundaki kötü adamı şıp diye tespit edebilen bana bile özlediğim o şaşkınlığı yaşattı. Kesinlikle aksiyonu yerinde, dinamiği yüksek, merak duygusunu hep yüksekte tutan başarılı bir gerilim romanıydı.
Haydi biraz da popüler gündem. Şu meşhur yalancı cheesecake'ten denedim. 'Ama bu cheesecake değil' diyenler, cheesecake yapmanın ne kadar zahmetli olduğunu biliyorlar mı acaba bilmiyorum ama; bu adı üstünde 'yalancı cheesecake' olayını ben çok sevdim. Benim gibi tatlıya düşkün olmayan, hele şerbetli tatlıyla hiç arası olmayan, tatlıyı bile hafif tuzlu tatlı şeklinde yemeyi sevenler için baya pratikmiş. Ben 2 yk labneyle 1 yk yoğurdu, üzerine bir kaç damla türk kahvesi damlatarak iyice karıştırdım. Bunun içine yarım karabuğday patlağını, minik minik batırdım. Hop dolaba. Yiyeceğim zaman da üzerine şekersiz karadut reçeli gezdirdim. O da 1 yk kaşığı kadar. Ve beni kahvenin yanında oldukça tatmin etti. Şahsen cheesecake yapmaya o kadar üşeniyorum ki, bununla giderim ben artık.
Türk kahvesi demişken yeni bir keşfim var. Ondan da bahsedeyim. Geçen yıl kahve bağımlılığımı yenip, artık normal bir içici oldum. Öyle ki bazı günler içmeyi unuttuğum, ya da ,geç olmuş artık kalsın, dediğim günler bile oluyor .( yaşasınnnn) Kahve değil de böyle kahvemsi, kahvenin muadili ne içebilirim ne içebilirim diye düşünürken işte o muadili buldum arkadaşlar. Ham kakao. Ben direkt sıcak suyla karıştırıp içiyorum ama isteyen tatlandıradabilir. Kahve kadar olmasa da onda da kafein var. Tadı güzel, özellikle de kokusu şahane. Kahve gibi, enerjiyi kaşıkla verip kepçeyle geri almıyor insandan. Yani keyfine bile içilebilir. Tabii ki her şeyde olduğu gibi bunu da abartmamak şartıyla. Meğerse o aradığımız kahve muadili ham kakaoymuş. Kahveyi bırakma sürecinde olun ya da olmayın, rahatlıkla tavsiye ederim. Tadını ve kokusunu çok seveceğinizi düşünüyorum.
Böyleyken böyle. Rutinlerimiz bir yere kaçmıyor. Kaldığımız yerden ritüellerimize devam ederiz elbet. O zamana kadar ramazanı hakkını vererek yaşamaya bakalım biz. (oh yazdım rahatladım).Eğer kitabı okur ya da ham kakaoyu denerseniz bana yorumlarda fikirlerinizi yazın.
Sevgilerimle







Yorumlar